Gazze’ye sunulan baldıran zehri
Eda Gezmek
Bu yazı 1 Ekim 2025 tarihinde, Amerika tarafından 29 Eylül'de sunulan Barış Anlaşması’nın akabinde kaleme alınmıştır. Barış Anlaşması'nın Hamas'a sunulmasının ardından, Hamas ve arabulucular kendi önerilerini sunarak anlaşmayı revize etmiş ve kabul etmişlerdir. Ateşkes anlaşması ve esir takasıyla birlikte 1.968 Filistinli ailelerine kavuşmuştur. Ancak 19 Ekim’de İsrail, Gazze’de birçok sivilin yaşadığı alanı bombalayarak ateşkesi ihlal etmiştir.Mitolojide Sokrates’i öldüren baldıran zehrinden bahsedilir. Devletin kabul ettiği tanrılara inanmıyor, gençlerin ahlakını bozuyor diyerek ihbar edilen Sokrates’in cezası, baldıran zehrini içerek öldürülmekti. Kaynaklar, baldıran zehrinin ağrı veya spazm giderici olarak bir şifa kaynağı şeklinde kullanılabileceğini belirtse de, bu zehir vücutta önce baş dönmesi, uyuşma ve kas titremeleri yaratır. Ardından solunum kaslarının felciyle yavaş bir ölüme sebep olur.
Trump’ın Barış Planı’nı okudukça, Hamas’a ve Gazze’ye yapılanın bu olduğunu düşündüm. Sahada yenemedikleri Hamas’a, kendisini öldürmesi için zehri sunuyorlar. Sömürgecinin işgaline karşı direniş haklarını ellerinden alıyorlar. Haysiyetleriyle yaşayan, dik duran Gazzelileri bu zehir ile kendilerine tabi hâle getirmeye çalışıyorlar.
Anlaşma Hamas’ın fiilen teslim olmasını, silahsızlanmasını ve bunun karşılığında çatışmanın sona ereceğini belirtiyor. Buna göre Filistinlilere insani yardım yapılacak ve Gazze’nin yeniden inşası başlayacak. Yönetim Hamas’tan arındırılarak apolitik bir heyet atanacak. Gazze, yeni Batı Şeria olacak. Pek muhtemel ki burada aşırı sağcıların Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir, Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ve yerleşimcilerin liderlerinin de defalarca belirttiği gibi yeni İsrailli yerleşim yerleri kuralacak.
İç Politik Dönüşüm: Dini Siyonizmin Yükselişi
İsrail’in Gazze politikası 2005 çekilmesinden bu yana önemli dönüşümler geçirdi. Geçtiğimiz aylarda İsrail medyasında, 2005’te İsrail’in tek taraflı olarak Gazze’den çekilmesi üzerine birçok makale çıktı. O dönem Başbakan Ariel Şaron’un amacı yalnızca Gazze’deki yerleşimleri tahliye etmek değil, aynı zamanda İsrail içindeki yerleşim hareketini ve dindar Siyonist topluluğu zayıflatmaktı. Yani bu adım, bir bakıma dini Siyonizmi bastırmaya yönelikti deniliyor.
Ancak aradan geçen yirmi yılda bu akım siyasette güçlenerek koalisyon hükümetine kadar yükseldi ve bugün “Gazze’ye yeniden yerleşeceğiz” söylemini dile getiriyor. Bu durumda, söz konusu hareketin tamamen bastırıldığını söylemek güçtür. Aradan geçen süreçte İsrail siyasetinde ciddi bir yön değişimi yaşanmış; sol partiler muhalefet olurken, bir dönem marjinal görülen sağ partiler koalisyon hükümetinin temel aktörleri hâline geldi. Gazze’ye yönelik soykırımcı politikaların mimarları da bu sağcı koalisyondur.
7 Ekim Sonrası: Caydırıcılığın Kaybı
İsrail 7 Ekim’de caydırıcılığını kaybetti. Bunu tekrar kazanmasının yolu, direnişi tamamen ortadan kaldırmak. Netenyahu hükümetinin ilk hedefi başından beri esirleri geri getirmek değil, Hamas’ı ve Filistin direnişini ortadan kaldırmaktı. Aradan geçen iki senelik sürede Hamas’ı hâlâ yok edebilmiş değil. Gazze’den insanları tahliye edebilmek ve anlaşmalarını kabul ettirebilmek için her türlü yolu denediler.
Bugün yaklaşık 680.000 kişinin öldürüldüğü bir soykırım ve içeriye insani yardım malzemelerinin sokulmaması için yerleşimcilerden bakanlara kadar bir çaba vardı. Açlık, istediklerini yaptırabilmek için en önemli yoldu. Ancak Hamas’ın anlaşmayı kabul etmemesi halinde insani yardım gelmemesinden İsrail mi sorumlu tutulacak, Hamas mı?
İsrail Sağının Hesapları
Smotrich bu anlaşmanın sonunun kendileri için 'gözyaşlarıyla' sonuçlanabileceğini ama şimdilik anlaşmayı engelleyecek bir adım atmayacağını belirtiyor. İsrail sağı her zaman savaş istiyor, çünkü normal zamanlarda yapamadıklarını savaş zamanında yapıyorlar. Geçen aylarda Smotrich, Kudüs’te inşa edileceğini açıkladığı E1 bölgesinde binlerce konutla birlikte fiziki olarak Filistin devleti fikrinin tarihe gömüldüğünden bahsetti. İstenilen, topraklarının işgal edilmesine ses etmeyen, direnişlerinin sonucunu soykırımla ve açlıkla ödeyen insanlar.
İnsani Yardımın Şartı: Silahsızlanma
Bugün anlaşmanın ilk maddesindeki silahsızlanma şartından sonra, insani yardımın girişinin sağlanması maddesi bunu doğruluyor. Siyonist medyada insani yardımın Hamas tarafından yağmalandığı ve kıtlık yaratıldığı söyleniyor. Netenyahu ise şöyle diyor: “Bütün rehinelerimizi İsrail’e geri getirecek, Hamas’ın askeri kapasitesini ortadan kaldıracak, siyasi yönetimine son verecek ve Gazze’nin bir daha asla İsrail için tehdit oluşturmamasını sağlayacak.”
Eğer bu anlaşma kabul edilmezse Trump desteğini çekecek. Anlaşmanın kabulüyle, işgal devam etse de insanlara sunulan bir ferahlık ortamından söz ediliyor. Smotrich, Gazze’nin emlak piyasasına dair yaptığı bir yorumda, “zor kısmı hallettik, inşa etmek daha kolay” dedi. F-16’larla dümdüz ettikleri Gazze’nin kentsel dönüşümü bombalamak suretiyle tamamlandı. Bundan sonrası yeniden inşa ve ferahlık.
Filistinlilere tek bir garanti yok
Filistin direnişine destek verilmediği gibi, çoğu insan, insani dramı görüp haklı olarak, Hamas’ın açlığını durdurulması için anlaşmayı kabul etmesini bekliyor. Hamas ise iktidardan istifa edip silahsızlanacak, üyelerine af tanınacak. Güvenliği denetlemek ve yerel Filistin polis güçlerini eğitmek için uluslararası bir güç geçici olarak konuşlandırılacak. Filistinlilerden oluşan teknokrat bir komite ise yönetim sorumluluğunu geçici olarak üstlenecek.
Ancak Barış planı aslında çok temel bir noktayı kaçırıyor. 7 Ekim neden oldu? İsrail’in Filistin topraklarını işgal etmesinin ve apartheid sisteminin nedenleri göz ardı ediliyor. Hamas’ın silahla direnişinin arkasında nasıl bir tarihi gerçeklik var. Bu gerçeklik bizim gözlerimizin önünden çekilip alınıyor.
Barışı gerçek anlamda en çok isteyen Gazzeliler ve Filistinliler. Ancak Gazze’nin yeni bir Batı Şeria olmayacağı konusunda ya da gerçekten Gazzelilerin evlerine dönebilecekleri konusunda kesin bir garanti var mı? Filistin devletinin kendi kaderini tayin etme hakkı nerede? Filistinlilerin bağımsızlıkları olmadan bir barıştan nasıl bahsedebiliriz? Burada ölmek üzere olan hastaya dayatılan bir anlaşma, açlık durumundaki insanlara en iyi seçenek gibi sunuluyor.
Bir Zafer Değil
Dünya, Filistinlilerin 1967’den itibaren küçülen topraklarını gördü ama bir şey yapmadı ya da yapamadı. Çünkü İsrail, teknolojik olarak gelişmiş bir ülke olarak teknoloji satıyor, silah satıyor. Ancak bu durum sürdürülebilir değil. İsrail bu anlaşma ile istediğini alsa bile dünya kamuoyunda meşruiyetini kaybetmiş durumda. Söylem savaşını kaybetti. Maskesi düştü. Bu anlaşmadan zafer olarak dönmesi, Hamas’ı silahlarını bırakmaya mecbur bırakması, dünya gözünde bir zafer değil.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder